AnasayfaHaber

Uluslararası kadın ve LGBTİ+ örgütleri İstanbul Sözleşmesi için güçlerini birleştirdi

Uluslararası kadın ve LGBTİ+ örgütleri İstanbul Sözleşmesi için güçlerini birleştirdi

İstanbul Sözleşmesi İçin Birlikte İnisiyatifi yayımladıkları açıklamayla İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıldönümünde, Türkiye’nin

Motosikletteki genci vuran polise karşı Kelkit halkı İlçe Emniyeti Müdürlüğü önünde: “Katil polis istemiyoruz”
Metin Lokumcu davası 28 Haziran’a ertelendi: Sanıklar mahkemeye getirilmedi, baroların ve kurumların müdahil olma talebi reddedildi
Geldiği gibi gitti: Melih Bulu kayyumluk görevinden alındı

İstanbul Sözleşmesi İçin Birlikte İnisiyatifi yayımladıkları açıklamayla İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıldönümünde, Türkiye’nin Sözleşme’den çekilme yönündeki kabul edilemez girişimini protesto ederek kararın hem hukuki açıdan hem kadınlar ve LGBTİ+’lar açısından geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirtiyor, Cumhurbaşkanını ve hükümeti bu karardan vazgeçmeye çağırıyor

Türkiye, Avrupa ve uluslararası alanda mücadele eden feminist örgütler ve LGBTİ+ örgütleri toplumsal cinsiyet karşıtı küresel saldırılara ve artan tehditlere karşı İSTANBULSÖZLEŞMESİİÇİNBİRLİKTE adıyla kesişimsel, uluslararası bir kampanya başlatmak için bir araya geldi.

İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yıldönümünde, Türkiye’nin Sözleşme’den çekilme yönündeki kabul edilemez girişimini protesto ederek kararın hem hukuki açıdan hem kadınlar ve LGBTİ+’lar açısından geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirtiyor, Cumhurbaşkanını ve hükümeti bu karardan vazgeçmeye çağırıyor.

İstanbul Sözleşmesi İçin Birlikte İnisiyatifi yayımladıkları açıklamayla Sözleşme’den Türkiye’nin çekildiğini ilan eden Erdoğan’ın Anayasa’ya aykırı ve yok hükmünde bir karar açıkladığını belirtti. Açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi İçin Birlikte İnisiyatifi olarak temel bir insan hakları sözleşmesinden çekilme girişiminin büyük mücadelelerle kazanılmış haklarımıza karşı açık bir saldırı ve devletin ayrımcılık olmaksızın herkes için şiddetsiz yaşam hakkını sağlama yükümlülüğünün reddi olarak görüyoruz. On yıl önce, Sözleşme’nin coşkulu ev sahibi ve ilk imzacısı olan Türkiye’nin bu girişimi, hem taraf olduğu diğer insan hakları sözleşmelerine bağlılığı için hem de Sözleşme’ye itiraz eden diğer ülkeler için çok tehlikeli bir emsal oluşturuyor. Tek bir kişi ya da kurumun demokratik süreçleri ve uluslararası insan hakları hukukunu yok sayarak hareket edebileceğini gösterdiği için başka demokrasiler adına iyi bir örnek teşkil etmiyor” denildi.

Sözleşme’den geri çekilme girişiminin, genel olarak insan haklarına, özelde de kadın ve LGBTİ+ haklarına yönelik küresel saldırıların sonucu olduğu söylenen açıklamada, “Bu tür saldırılar, çok taraflılığı ve devletlerin uluslararası hukuk ve eşitlikçi ulusal yasal çerçevenin gerektirdiği hesap verebilirliği zayıflatmaktadır. Aynı zamanda sivil alanı daraltıp haklarımızı hayata geçirmemize engel olmaktadır” denildi.

Açıklamanın devamında şunlar söylendi:

Milliyetçi, muhafazakâr ve otoriter sağcı-popülist hükümetlerin ve bazı çıkar gruplarının bu saldırılarının, ittifak halindeki aşırı sağ hareketler tarafından da desteklenen küresel bir yayılma etkisi olduğunu biliyoruz. Türkiye, Sözleşme’den çekilme girişimiyle ilgili yaptığı açıklamada LGBTİ+’ları açıkça nefret söylemiyle hedef aldı. Biliyoruz ki bu, toplumsal cinsiyet karşıtı antidemokratik hareketlerin sık kullandığı yöntemlerden biri. Sözleşme’den çekilme girişimiyle ilgili Türkiye’nin gösterdiği bir diğer sebep ise Sözleşme’nin “aile yapısını” bozduğu iddiası oldu. Sözleşmeye itiraz eden hükümetler, geleneksel anlamda “aile haklarını ve değerlerini” koruma amaçlı alternatif uluslararası anlaşmalar için işbirliği yapmaya çalışıyor. Biz, aileleri asıl tehdit edenin toplumsal cinsiyet eşitliği değil, şiddet olduğunu biliyor ve ailelerin çok çeşitli olduğunu söylüyoruz. Dolayısıyla Sözleşme’den çekilme girişimi, devletin toplumsal cinsiyet temelli şiddete maruz kalan herkese sırtını döndüğü anlamına gelmekte; risk altındaki herkesi şiddetten koruyacak önlemler almak yerine büyük bir topluluğu “aile değerlerini koruma” kisvesi altında yasal korumadan yoksun bırakma sonucuna neden olmaktadır. Ayrıca, Türkiye’de ve diğer bazı ülkelerde tanık olduğumuz gibi LGBTİ+’ları, feministleri ve hak savunucularını hedef göstermek ve suçlamak, nefret suçlarında ve hak ihlallerinde cezasızlığa yol açmaktadır.

“İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme; eşitlik, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne bağlılık yükümlülüğünden vazgeçmektir”

İstanbul Sözleşmesi, devlet için açık bir yol haritası ortaya koymaktadır: Toplumsal cinsiyet temelli ve ev içi şiddetin önlenmesi, kovuşturulması ve ortadan kaldırılması. İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin yapısal olduğunu tanıyan en önemli araçtır. Sözleşmenin temeli, küresel düzeyde kabul görmüş CEDAW ve diğer uluslararası ve bölgesel insan hakları sözleşmelerine dayanır. Aynı zamanda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet alanında bugüne kadar kazanılmış en kapsamlı ve bütünsel uluslararası belgedir. Sözleşme; devleti, şiddete maruz bırakılanların haklarını hiçbir ayrım gözetmeksizin korumakla sorumlu kılmaktadır. Bu, çoklu ayrımcılıkla karşı karşıya kalan çocuklar, LGBTİ+lar, göçmenler, mülteciler, engelliler, azınlıklar gibi şiddete daha açık herkes için hayati önemdedir.

İnsan haklarının müzakere edilemez olduğunu ve bu konuda pazarlık yapılamayacağını vurgulayan İnisiyatif, söz konusu olanın yalnızca kadın ve LGBTİ+ hakları değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliği, insan hakları ve demokratik ilkeler olduğunu da yineleyerek AB, Avrupa Konseyi ve Avrupa kurumlarındaki karar alıcılar ile üye ülkeler ve Avrupa ülkelerine bu kararı engelleme çağrısında bulundu. Bunun yanında Türkiye Cumhurbaşkanını ve Hükümetini karardan vazgeçmeye çağırdı.

#İstanbulSözleşmesiİçinBirlikte etiketiyle sosyal medya eyleminde buluştular:

Emekciler.net

YORUMLAR

WORDPRESS: 0