AnasayfaHaber

Olcay Bayır’la yeni albümü “İçerde” ve pandemi sürecinde müzisyenlerin yaşadıkları üzerine…

Anadolu'nun zengin ve çok yönlü mirasıyla, batının hareketli yaşamını müziğinin tınılarına işleyen sanatçı Olcay Bayır ile yen

Ferit ve Emine Şenyaşar gözaltına alındı
Irkçı saldırıda 20 gözaltı
Adana Barosu’nun yaptığı CMK düzenlemesiyle kadına yönelik şiddet dosyaları kayıt altına alınacak

Anadolu’nun zengin ve çok yönlü mirasıyla, batının hareketli yaşamını müziğinin tınılarına işleyen sanatçı Olcay Bayır ile yeni çıkan albümü “İçerde” hakkında ve pandemi ile geleceği belirsizleşen müzik emekçileri üzerine konuştuk. Bayır “Türkiye’de müzisyen dostlarım var, onlar için zor bir dönem oldu. Bence konser ve gösterilerin saati daha uygun şartlarda karar verilmeli, neticede uzun bir dönem hiç çalışamadı müzisyenler, maalesef bu sebeple bir çok müzisyen hayatına son verdi” diyor

Uzun bir süredir İngiltere’de yaşayan söz yazarı, besteci ve yorumcu Olcay Bayır’ın dört şarkıdan oluşan yeni albümü ’İçerde’ (‘Inside’) dijital platformlarda yerini aldı. Belirsizliğin egemen olduğu ancak dayanışma ve işbirliğinin de aynı oranda ağırlık kazandığı pandemi sürecinde göçmen müzisyenler arasında en çok destek alan sanatçılardan biri olan Bayır’ın bu albümü farklı coğrafyalarda farklı müzisyenlerin bir araya gelmeden yaptıkları kayıtların sonradan birleştirilmiş olması özelliğiyle öne çıkıyor.

Sanatçının üçüncü albümümün sözleri halk ozanı Karacaoğlan’a, müziği Olcay Bayır’a, düzenlemesi Deniz Mahir Kartal’a ait olan “Ela” adlı çıkış şarkısının yanı sıra, albümde “Asude” (söz: Engin Sagun; müzik: Erdoğan Bayır; düzenleme: Ignacio Lusardi Monteverde/ Olcay Bayır), “Kayıp Çocuk” (söz ve müzik: Olcay Bayır; düzenleme: Alistair Mac Sween) ve son olarak da “Yalnızlık” (söz: Olcay Bayır/ Mehmet Bal; müzik: Olcay Bayır; düzenleme: Olcay Bayır/ Christian Prior) adlı parçalar yer alıyor.

Albümünde kendisine eşlik eden müzisyenler ise her biri enstrümanında ustalaşmış isimlerden oluşuyor: Serdar Barçın (flüt), Christian Prior (piyano), Alistair Mac Sween (piyano), Kostas Kopanaris (perküsyon), Tom McCredie (bas), Erdi Arslan (duduk), Deniz Mahir Kartal (kaval, davul, gitar), Ignacio Lusardi Monteverde (gitar), Hüseyin Murat Sığırcı (bağlama) ve Memed Mert Baycan (perküsyon).

Anadolu’nun zengin ve çok yönlü mirasıyla, batının hareketli yaşamını müziğinin tınılarına işleyen sanatçı Olcay Bayır ile yeni çıkan albümü ve pandemi ile geleceği belirsizleşen müzik emekçileri üzerine konuştuk.

Sizi tanımayan, merak eden okurlarımız için kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

Olcay Bayır: Şarkıcı, besteci ve söz yazarıyım. Gaziantep’te doğdum. Çocukluğum Anadolu’nun farklı illerinde, birbirinden zengin geleneklere sahip çok kültürlü bir çevrede geçti. 16 yaşımda ailem ile beraber İngiltere’ye yerleştim. 22 yıldır Londra’da yaşıyorum, müzik yaşantım burada gelişti. Middlesex Üniversitesi Klasik batı müziği, opera bölümünü bitirdim. 6 sene kadar opera, müzikal tiyatro ile ilgili çalıştım. Müzik kendimi bildim bileli hayatımda vardı, müzisyen bir aileden geliyorum. Babam, abim ve anne tarafımdan müzisyenlerin, sanatçıların olduğu bir ailem var, ancak eğitim almak ve profesyonel olarak çalışmak üniversite yıllarında başladı.

Babam saz çalar, türkü söyler, müzikli muhabbetler içinde yer alırdı. Kendine ait besteleri ve kendi döneminden olan halk ozanlarıyla aynı sahneyi paylaşmış bir yerel ozan. İlk müzikal ilhamım buradan geliyor. 6 yaşında ilk bestemi bu gelenek ve zenginlikten beslenerek yaptım. Köklerim, yaşadığım yetiştiğim farklı kültürler bugün beni zenginleştiren besleyen özellikler sunuyor. Konserlerimde Türkçe dışında Kürtçe, Ermenice, Rumca ve Arapça dillerinde eserler seslendiriyorum. Hayat felsefem sevgi, uyum ve barış. Müzik kariyerime üretimime aralıksız devam edip sürecin imkan verdiği ölçüde canlı konserlerle dinleyicilerle buluşmak önceliğim. Umarım Türkiye’de de en kısa zamanda konser verme imkanım olur.

Üçüncü albümünüz “İçerde” hakkında bilgi verebilir misiniz?

Halk müziğine, geleneksel müzik türlerine her zaman ilgim ve merakım oldu. Hiçbir zaman ana akım müzikler; pop, rap, rock gibi türler ilgimi çekmedi. Ben daha çok kişilerin geldiği yerlerdeki kültürlere, birlikteliklerine, bölgelere ve buranın kültürel özellikleri ilgi duydum. Sanırım bu yaşadığım çevrenin çeşitliliği ve ailemin halk müziği kökeninden gelmesinden kaynaklanıyor. İlk albümüm Neva’nın (Harmony-2014) ardından ‘Rüya‘ albümüm çıktı, bu albümde ‘Yar Dedi’ şarkım çok sevildi, 60’dan fazla müzisyen tarafından seslendirildi.

Mayıs’ta ise, üçüncü albümüm ‘İçerde’ (Inside) çıktı. 4 şarkılık albüm, dijital platformlarda yayınlandı.  Albümü pandemi sürecinde müzisyenleri destekleyen Help Musician UK desteği ile yaptım, 41 müzisyenin projesini desteklediler, benim başvurumda bu kapsamda kabul edildi ve albüm bu sayede hayata geçti. Bu albüm pandemi dönemi hayata geçti, en önemli özelliği müzisyenler ile hiçbir araya gelmeden, hepimiz bulunduğumuz yerlerden, farklı ülkelerden online olarak iletişim kurduk, kayıtları ayrı ayrı yaptık, birbirimizle paylaşarak sonunda birleştirdik, bu ilk defa denediğim bir yöntem.

Çalışmanızı hazırlarken pandemi süreci sizi nasıl etkiledi.  Zorluk yaşadınız mı?

Pandemi tüm dünyayı, hepimizi derinden etkiledi. Tabiî ben de herkes gibi bu süreçten payımı aldım. Sanatla uğraşan sanat emekçileri olarak biz bu dönemde farklı bir zorlanma yaşadık. Örneğin pandemi kapanma ilanından iki gün öncesine denk gelen Britanya turum ve şimdiye kadar planladığımız tüm konserlerim iptal oldu. Bu süreçte sanatçılar olarak yaptığımız işle ilgili büyük kaygılar yaşadık.  Bildiğiniz üzere bizim işimizde süreklilik esastır. Bu dönemin bizler üzerinde psikolojik ve ekonomik yükleri, özellikle sosyal güvencenin olmadığı ülkelerdeki müzisyenleri çok zor durumda bıraktı.

Ben kendi adıma elbette üretim kaygısı yaşadım, çok ani ve beklenmedik bu süreci ilk önceleri anlamaya, anlamlandırmaya çalıştım. En çok da sıkıntılarını, getirdiği kaygıları hissettim. Dünya yeni bir yere doğru evriliyor. Sanırım en azından bir dönem daha herşey eski düzenine dönemeyecek ve kısıtlamalarla, uzaktan yani online olarak işlerimizi yapmaya devam edeceğiz.  Umarım en kısa zamanda alıştığımız bildiğimiz eski normalimize dönebiliriz.

Ülkemizde pandemi gerekçesiyle müzik yayınlarının saatine kısıtlama getirildi bu uygulamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet biliyorum. Türkiye’de müzisyen dostlarım var, onlar için zor bir dönem oldu. Bence konser ve gösterilerin saati daha uygun şartlarda karar verilmeli, neticede uzun bir dönem hiç çalışamadı müzisyenler, maalesef bu sebeple bir çok müzisyen hayatına son verdi. Bunları duyduk, onların sesini duyurmak için ben de sosyal medyadan, bir destek videosu paylaştım.

Ekonomik olarak desteklenmeleri ve işlerini yapabilmeleri için acil çözümler hayata geçmeli, çünkü sanatçılar kendilerini hem maddi hem de manevi anlamda yalnız hissettiler. En önemlisi birlikte olmalı, birlikte çare aramalı, dile getirmeliyiz. En kısa zamanda gereken destek ve koşulların sağlanmasını diliyorum, çünkü aslında hepimiz ciddi bir sınav veriyoruz.

Sizce bu süreç müzik emekçilerini uzun vadede nasıl etkileyecek?

Müzik emekçileri zor koşullara aslında alışkındır tecrübelerimiz bunu gösteriyor. Ancak pandemi kendi koşullarını oluşturan beklenmeyen bir durum,  bu yüzden koşullara uyum sağlamak hepimiz için zorlayıcı olacak. Dijital platformlara yönelim artacak, buna uyum sağlayan kadar sağlayamayan da olacaktır, zira bu değişim pek kolay bir şey değil. Hepimiz bu dönemi tecrübe ederek kendimize uygun şartlara uyum sağlamaya çalışacağız. Tüm tanıdığım müzisyenler ve arkadaşlarım içinde böyle, farklı arayışlara yöneldik, hiç olmadığı kadar dijital iletişim içinde olduk, bu tamamen yeni bir dönem, değişerek ve gelişerek farklı yöntemler, toplantılar, çalışma koşulları oluşturmaya başladı, gelişmeye de devam ediyor.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0