AnasayfaHaber

Eğitim Sen’den Boğaziçi Üniversitesi’ndeki “truva atı” planına karşı yürütmeyi durdurma davası

Eğitim Sen’den Boğaziçi Üniversitesi’ndeki “truva atı” planına karşı yürütmeyi durdurma davası

Eğitim Sen, Boğaziçi Üniversitesi’nde hukuk ve iletişim fakülteleri kurulması işleminin yürütm

Antalya Halkevi 10. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tuzla’da doğal sit alanının yapılaşmaya açılmasının izin verdi
Sinbo’da direnişçiler gözaltına alındı

Eğitim Sen, Boğaziçi Üniversitesi’nde hukuk ve iletişim fakülteleri kurulması işleminin yürütmesinin durdurulması talebi ile dava açtı. Bu iki fakültenin kurulması, kayyum rektör Melih Bulu’nun atanmasının ardından topyekûn direnişe geçen üniversiteye “truva atı” ile girme çabası olarak gündeme gelmişti

Eğitim Sen’den Boğaziçi Üniversitesi’ndeki “truva atı” planına karşı yürütmeyi durdurma davası

Eğitim Sen, Boğaziçi Üniversitesi’nde hukuk ve iletişim fakülteleri kurulması işleminin, hukuka aykırı olduğunu söyleyerek yürütmesinin durdurulması ve dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi talebiyle Danıştay’a dava açtı.

Boğaziçi Üniversitesi’ne, üniversitelerin özerkliği ilkesi ile demokrasi ilkelerine aykırı bir şekilde ve üniversitede görev yapmaması nedeniyle de açıkça hukuka aykırı bir şekilde, 1 Ocak 2021 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararı ile rektör atandığını belirten Eğitim Sen, “Anayasa ilkelerine ve üniversitenin geleneğine aykırı bu karar üniversite nezdinde tepkilere neden olmuş, rektörün yaptığı görevlendirmeler öğretim görevlileri tarafından akademik teamüllere aykırı bulunarak kabul edilmemiştir. Hukuka aykırı bu işlemin ardından Boğaziçi Üniversitesi’nde hukuk ve iletişim fakülteleri kurulması için 3519 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı alınmıştır. Bu karara karşı, aşağıda kısaca belirttiğimiz gerekçelerle Danıştay’a yürütmeyi durdurma ve dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesi talebiyle dava açtık” dedi.

09.07.2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 703 sayılı KHK ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu madde 5 (f)’te yapılan değişiklikle bu fakültelerin kanunla kurulması öngörülmüştü. Eğitim Sen ise bahse konu olan fakültelerin kurulmaması için gerekçelerini sıraladı.

Gerekçeler şöyle:

  • Anayasanın 130. madde 1. fıkrada ‘Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları (………………) kanunla düzenlenir’ ilkesini güvenceye almak üzere yürütme organının özerkliğe aykırı işlem ve eylemlerini ortadan kaldırmak amacıyla 9. fıkrada kanunilik güvencesi getirilmiştir. Bu madde verilen atama kararına dayanak yapılabilecek 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu Ek Madde 30’un iptalini gerektirmektedir.
  • Anayasanın 130. madde 9. fıkrasında yükseköğretim organlarının kuruluş ve organlarının kanunla düzenleneceği açıktır.
  • Yine Anayasanın 104. madde 17. fıkrası bu tür bir adımın Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bile atılmasına izin vermezken, bir Cumhurbaşkanı kararı ile bu tür bir adımın atılması hukuken mümkün değildir.
  • Davaya konu işlemin dayanağı yanında bizzat kendisi de anayasaya aykırıdır. Üniversitelerin yalnızca bir tabela olmadığı ve bünyesindeki diğer birimlerle birlikte bir anlam ifade ettiği tartışmasızdır. Aksinin kabulü ise üniversitelerin yasayla kurulmasına dair anayasal kuralı etkisizleştirecektir.
  • Yükseköğretim Kurulu’nun ve üniversitenin ilgili organlarının görüşü alınmadan yeni fakülte kurulması Yükseköğretim Kanunu’nun ve Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırıdır.
  • Türkiye Barolar Birliği’nin 31.12.2020 tarihli verilerine göre, Türkiye’de avukat sayısı 143.330’dur. Adalet Bakanlığı’nın 2020 yılında TBMM’ye gönderdiği raporda Türkiye’de avukat sayısının son on yılda ikiye katlandığı ifade edilmiş olup, bunun nedeni ihtiyaç ve kamu yararı nazara alınmadan açılan çok sayıda hukuk fakültesidir. Birçok fakülte hukukçu olmayan dekanlar tarafından yönetilmektedir. Yine Boğaziçi Üniversitesi’nde iletişim fakültesi açılması, mevcut iletişim fakültelerinin yılda yaklaşık 20 bin mezun vermeye başladığı dikkate alındığında davaya konu işlem hizmet gereklerine aykırıdır.
  • Davaya konu kararda takdir yetkisi hukuka uygun kullanılmamıştır. Ülkenin en nitelikli üniversitelerinden biri ile ilgili bir tasarrufa ilişkin, işlemi tesis eden makam dışında hiç kimsenin bilgisi bulunmamaktadır. Takdir yetkisi idareye tanınmış bir ‘hak’, ölçüsüz bir değerlendirme olanağını ifade etmez. Kısaca, hukuk düzeni sınırları içinde kullanılmalıdır.

Emekciler.net

YORUMLAR

WORDPRESS: 0