AnasayfaHaber

Cumartesi Anneleri 850. hafta: “İnsanlık suçuna itiraz edenlerin davası 12 Temmuz’da”

Cumartesi Anneleri 850. hafta: “İnsanlık suçuna itiraz edenlerin davası 12 Temmuz’da”

Cumartesi anneleri ve insanları adalet arayışlarının 850. haftasında, insanlık suçuna adalet istedikleri için yargılandıkları

Haiti Devlet Başkanı Moïse lüks villasında öldürüldü: Koltuğu bırakmıyor, muhaliflerini tutuklatıyor, “ben diktatör değilim” diyordu
Öğrenci Kolektifleri, Deniz, Hüseyin ve Yusuf’u mezarları başında andı
Rusya, Ukraynalı konsolosu gözaltına aldı

Cumartesi anneleri ve insanları adalet arayışlarının 850. haftasında, insanlık suçuna adalet istedikleri için yargılandıkları davaya dikkat çekti. Dava 12 Temmuz Pazartesi günü Çağlayan Adliyesinde görülecek

Cumartesi Anneleri ve insanları gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve adalet arayışında iken yargılandıkları davanın 12 Temmuz’da Çağlayanda görülecek 2. duruşma için destek çağrısı yaptı. Her hafta gerçekleştirdikleri eylemlerinin 850’üncüsünü pandemi nedeniyle yeniden online gerçekleştirdi.

Açıklamada ilk konuşan isim Cumartesi anneleri ve insanlarının yargılandığı davanın avukatı Öztürk Türdoğan oldu. “Annelerimize ve kayıp yakınlarımıza çok sert müdahale etti. Onları darp etti, yerlerde sürükledi” diyen Türkdoğan şu sözleri söyledi:

“Cumartesi anneleri, cumartesi insanları, kayıp yakınları, insan hakları savunucuları İstanbul Galatasaray Meydanında 700. hafta oturma eylemi nedeniyle yargılanmaya devam ediyor. 12 Temmuz’da İstanbul’da duruşmaları görülecek. Peki 700. haftada ne oldu. Aynı gün İçişleri Bakanının talimatı ile yasaklama kararı alındı. Annelerimize ve kayıp yakınlarımıza çok sert müdahale etti. Onları darp etti, yerlerde sürükledi. Yetmedi bir de üzerine 2911 sayılı kanuna muhalefetten dava açtı. Bu soruları daha önce çok sorduk. 699 hafta otururken kamu güvenliği bozulmadı da ne oldu? Niye 700. haftada yasaklama kararı geldi? Çünkü İçişleri Bakanının siyaseti buna sebep oldu İçişleri bakanı sürekli insan hakları savunucularını hedef göstermeye devam etti. Bu sefer de Cumartesi annelerini hedef gösterdi. Bu kişi aynı tutumunu sürdürdü. Şimdi anlıyoruz ki bu kişi ile alakalı çok ciddi iddialar var. Neredeyse her türlü hukuka aykırı ilişkinin odağında olduğuna dair güçlü iddialar var. Hükumetten kendisinden yarım yamalak cevaplar dışında tatmin edici cevaplar alamıyoruz. Elbette ki hatırlatıyoruz 90’lı yıllarda da Mehmet Ağar öyleydi, daha sonra yargılandı ceza aldı ve hala davaları devam ediyor. Şimdi ki bakana ve iktidara tavsiyemiz bu yasaklama siyasetinden vazgeçin. Unutmayın hakikat ve adalet mücadelesi her zaman kazanır. Annelerimizin inancı ve direnci tüm yasakları yırtıp atacaktır”

Emine Ocak: “Adalet istiyoruz”

Cumartesi anneleri adına, kayıp Hasan Ocak’ın annesi Emine Ocak konuştu. Ocak “Ben, çocuklarım, torunlarım biz adalet istiyoruz” dedi.

Cumartesi çocukları adına sözü kayıp Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun aldı. “Gözaltında kaybedilen yakınlarımızın akıbetinin açıklanması ve faillerin yargılanması talebiyle başlatılan Cumartesi eylemleri 90’lı yıllarda Ağar-polis şiddeti ile engellenmeye çalışıldı” diyen Tosun sözlerine şöyle devam etti:

Tüm engellemelere rağmen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları her hafta o meydanda bulunmaya ve kayıpların faillerini açıklayın ve cezalandırın demeye devam ettiler. Bizler o meydanlarda defalarca aynı talebi dile getirdik. Babamın akıbetini açıklayın. Sorumluları yargılayın diye bangır bangır bağırdık. Annem yıllarca bu talebi için bu meydanda bulundu. Yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı. Bizler de 700. haftada aynı taleplerle yeniden Cumartesi Meydanındaydık. Fakat o meydanda oturmamıza izin verilmedi ve yerlerde sürüklenerek gözaltına alındık. Bütün taleplerimizi görmemezlikten gelen yargı, bütün kirli ilişkileri görmemezlikten gelen, faile meçhul cinayetleri ve kayıp dosyalarını raflarda çürüten yargı bizi yargılamakta bir an bile tereddüt etmedi. Bizler o meydanda büyüyen çocuklar olarak bu yargılanmayı kabul etmiyoruz. Bizleri değil babamın faillerini bulun ve yargılayın. Diğer kayıpların faillerini bulun ve yargılayın.

Cumartesi anneleri 850. hafta basın açıklamasını kayıplardan Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren okudu. Açıklama şu şekilde:

Gelin Çağlayan’da Cumartesi Anneleri ile birlikte “insanız, haklarımız var!” diyelim. Gözaltında kaybedilen insanlarımız için hakikat ve adalet arayışımızın 850. haftasındayız. Bu topraklarda binlerce insan gözaltında kaybedildi veya siyasi cinayetlere kurban gitti. Bu insanlığa karşı suçların devletle ilişkisi TBMM ve Başbakanlık tarafından hazırlanan araştırma raporlarında da yer aldı.

İnsanlar, evlerinden, iş yerlerinden, kafelerden, sokaklardan tanıklar önünde gözaltına alındılar. Onlardan bir daha haber alınamadı ya da günler, aylar, yıllar sonra “kimliği meçhul kişi” olarak kayıtlara geçirilmiş toprak altındaki bedenlerine ulaşıldı.

Aileler kaybedilen sevdiklerini ararken başvurdukları tüm kurumlarda inkarla karşılaştılar. Yaptıkları bütün hukuki girişimler cezasızlıkla sonuçlandı. Yargı suskun kalarak, davaları sürüncemede bırakarak, zamanaşımını devreye sokarak bu inkâr ve cezasızlık sürecinin bir parçası oldu.

Bu koşullarda biz kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak sesimizi duyurmak, yaşananları anlatmak ve taleplerimizi görünür kılmak için son çare olarak 27 Mayıs 1995 tarihinde kamuoyunun karşısına çıktık. Ellerimizde kaybedilen sevdiklerimizin fotoğrafları ve onların mezarlarına bırakamadığımız karanfiller ile her cumartesi İstanbul’un en işlek noktası olan Galatasaray’da buluştuk. Anayasal hakkımızı kullanarak kamuoyu huzurunda devleti yönetenlere sorduk: Kayıplarımız nerede? Onları kaybedenler neden korunuyor? Haklarımızı korumakla görevli yargı neden hep susuyor? Devlet neden hukuk normları içinde hareket etmiyor?

699 hafta boyunca gözaltında kaybetmelerle ilgili gerçekte yaşananlarla iktidar sahiplerinin topluma göstermek istedikleri arasındaki farkı anlattık. 699 hafta boyunca aynı gün ve saatte, aynı yerde buluşarak Galatasaray Meydanı’nı barışçıl buluşmalarımızın kurucu unsuru haline getirdik. Gözaltında kaybetmeler konusunda toplumun belleğini canlı tuttuk. Bir hafıza mekanına dönüştürdüğümüz Galatasaray Meydanı’nı kentin kolektif hafızasına kaydettik.

9 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk icraatlarından biri Cumartesi Anneleri’ne Galatasaray’ı yasaklamak oldu. 25 Ağustos 2018 tarihinde Cumartesi Anneleri’nin 700. hafta buluşması ağır polis şiddeti ile engellendi. 47 kişi gözaltına alındı. O günden beri ağır silahlı polislerce kuşatılan Galatasaray Meydanı, polis karakoluna dönüştürüldü ve tüm topluma kapatıldı

Bütün bunlar Anayasa ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ayaklar altına alınarak yapıldı. 700. haftanın üzerinden iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra da anayasal haklarını kullanarak, insanlığa karşı işlenmiş bir suça ve bu suçun cezasız bırakılmasına itiraz ettikleri için 25 Ağustos 2018 tarihinde gözaltına alınan 46 kişi hakkında dava açıldı. Davanın ikinci duruşması 12 Temmuz 2021 Pazartesi günü 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

“Çağrımız vicdan sahibi herkesedir”

Hatırlatmak isteriz ki; bu dava hiç kimse kendisini güven içinde hissetmesin diye açılmış bir davadır. Vatandaşa, “Anayasa, mevcut yasalar ve hukuk sizi koruyamaz!” mesajıdır. Topluma “bizi sınırlayan hiçbir güç yok, biz istersek her şey mümkün. Her an her şey olabilir!” korkusu yaymaya yöneliktir.

Çağrımız vicdan sahibi herkesedir; Yargının iktidar tarafından hak talep edenleri cezalandırma aracına dönüştürülmesine dur diyelim. Keyfiliği reddettiğimizi, bizi insan ve vatandaş kılan hak ve özgürlüklerimizi kullanmakta ısrar edeceğimizi bu yargılama vesilesiyle bir kez daha deklare edelim. Çağlayan’da Cumartesi Anneleri ile birlikte “insanız, haklarımız var!” diyelim.

Kaç yıl geçerse geçsin; kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 151 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.

Emekciler.net

YORUMLAR

WORDPRESS: 0