AnasayfaHaber

COVID-19 adım adım bir işçi sınıfı hastalığına dönüştürüldü: “Çalışma saatleri, en çok günlük 6 saat olacak biçimde sınırlandırılsın”

COVID-19 adım adım bir işçi sınıfı hastalığına dönüştürüldü: “Çalışma saatleri, en çok günlük 6 saat olacak biçimde sınırlandırılsın”

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) yayımladığı yazılı açıklamayla 1 Mayıs’ta ortak işçi sağlığı ve güvenliği t

Serbest bırakılan Şenyaşarlar: Peşimizi bırakın, suçluları yakalayın
Ankara’da 1 Mayıs: İşyerinden, mahalleden, meydandan…
Erdoğan bir gecede görevden aldı ama neden? COVID-19 test kiti alımındaki yolsuzluğun hesabı verilmeyecek mi?

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) yayımladığı yazılı açıklamayla 1 Mayıs’ta ortak işçi sağlığı ve güvenliği taleplerini imzalamaya ve birleşik mücadeleye çağırdı. Açıklamada aritmetik biçimde artış gösteren vaka ve vefat sayılarının, salgın krizinin sadece sağlık krizi olmadığını ortaya koyduğu vurgusu yer aldı

Ankara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) yayımladığı yazılı açıklamayla 1 Mayıs’ta ortak işçi sağlığı ve güvenliği taleplerini imzalamaya ve birleşik mücadeleye çağırdı. Açıklamada aritmetik biçimde artış gösteren vaka ve vefat sayılarının, salgın krizinin sadece sağlık krizi olmadığını ortaya koyduğu vurgusu yer aldı.

COVID-19 adım adım bir işçi sınıfı hastalığına dönüştürüldü

Ankara İSİG Meclisi, vaka haritalarında en fazla yoğunluğa sahip olan illerin işçi nüfusunun yoğun olduğu sanayi havzaları ile örtüştüğüne dikkat çekerek, “Bulaşın en fazla olduğu mekanlar; fabrikalar, şantiyeler, tersaneler, depolar, marketler, hastaneler ve okullar, yani çalışmanın devam ettiği, ‘çarkların döndüğü’ yerler oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“11 Mart 2020-10 Mart 2021 arasında en az 861 işçi COVID-19’dan yaşamını yitirdi”

İSİG Meclisi verilerine göre 11 Mart 2020-10 Mart 2021 tarihleri arasında en az 861 işçi COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirdi. Hiç de tesadüfi olmaksızın, salgından en çok etkilenen ve en fazla ölümün yaşandığı işkolları temas riskinin en fazla, fiziki mesafenin en az olduğu, kişisel koruyucu ekipman sorunlarının yaşandığı ve üretim ve performans baskısının daha çok hissedildiği sağlık, ticaret-büro, genel işler, güvenlik, tekstil ve metal işkolları oldu.

İSİG verilerine göre ölümlerdeki işkollarının dağılımı ise şöyle:

Salgının bir yılında Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 367 emekçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 228 emekçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 71 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 45 işçi; Metal işkolunda 29 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 28 işçi; Taşımacılık işkolunda 20 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 15 işçi; Tarım, Orman işkolunda 8 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 7 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 7 işçi; Enerji işkolunda 6 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 5 işçi; İnşaat, Yol işkolunda 5 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 4 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 3 işçi; İletişim işkolunda 3 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 3 işçi; Madencilik işkolunda 2 işçi Covid-19 nedenli iş cinayeti sonucu yaşamını yitirdi.

“Örgütsüzlük durumu, salgın ölçeğinde de kendisini gösterdi”

İş cinayetlerindeki örgütsüzlük durumu, salgın ölçeğinde de kendisini gösterdi. COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirenlerin 94’ü (yüzde 10,91) sendikalı işçi, 767’si ise (yüzde 89,09) sendikasız işçilerdi.

Salgının bir yılını geride bırakmamıza rağmen esnek ve güvencesiz çalışma, düşük ücretler, angarya, sendikasızlaştırma, yetersiz işçi sağlığı ve güvenliği tedbirleri, uzun çalışma süreleri, Kod-29’la işten atma ve ücretsiz izin gibi uygulamalarla temel sorunlar daha da arttı.

Salgın döneminde ücretsiz izne çıkan işçiler ise günlük 50 TL ile hayatta kalmaya çalıştı. Yalnız 2020 yılında 177 bin işçi Kod-29 hilesi ile işten atıldı. Güvencesiz, kayıt dışı, günlük işlerde çalışan milyonlarca işçi ise işsiz kaldı. Geniş tanımlı işsiz sayısı 10 milyonu geçti. Kadın işçilerde geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 35’in üzerine çıktı.

Yapılan yazılı açıklamada “Hayat eve sığar” anlayışının sosyal mesafe adı altında sınıfsal mesafeye dönüştürüldüğüne dikkat çekilirken şöyle denildi:

“Bizim meslek hastalığımız ölmek” diyen motokurye işçileri hız ve performans baskısı nedeniyle teslimat yetiştirmeye çalışırken trafik kazalarında yaralandı, öldü. Zincir süpermarketlerin, alışveriş mağazalarının, çevrim içi pazarlama şirketlerin müşteri yoğunluğu artarken, bu işletmelerde ve depolarında çok sayıda işçi gerekli ve yeterli salgın önlemleri alınmadan çalıştırılmaya devam etti. Uzun süre çalışma, angarya, düşük ücret ve amir baskısı/mobbinge karşı örgütlenen işçiler ise Kod-29 ile işten çıkarıldı.

Pandemi ile mücadelenin yalnızca sağlık hizmetlerine indirgenmesiyle salgının yükü sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine yüklendi. Sağlık emekçileri bu süreçte hem halkın sağlığı, hem de kendi hakları için mücadele verdi. Enfeksiyon riskinin en fazla olduğu sağlık işkolunda işyükünün artması, psikolojik tükenmişliğin yayılışı sağlık çalışanlarının en önemli sorunları oldu. Nöbet ve ek ödeme ücretlerinin ödenmemesi, kimi sağlık kurumlarında işten çıkarmalar nedeniyle çalışan sayısının azalması mevcut sağlık personeli üzerindeki iş yükünü ve riskleri daha da artırdı.

Metal işkolunda COVID-19 tanısı konulmuş işçi oranı yüzde 30

Metal işkolunda bazı işyerlerinde COVID-19 tanısı konulmuş işçi oranı yüzde 30’a ulaştı. İşkolundaki sendikaların raporlarına göre imalat sanayinde aktif vaka sayısı en az 112 bin oldu, 3 milyon 280 bin işçinin ise çalışma ortamından kaynaklı yakın salgın riski altında çalıştığı belirtildi.

Temizlik, su, dezenfeksiyon, toplu taşıma, cenaze, zabıta ve itfaiye gibi pek çok hizmeti sürdüren belediye emekçilerinin iş yükü artarken, içinde bulundukları risk de büyüdü. Pek çok belediyede kronik hastalığı olan işçiler dahi çalıştırıldı, salgın bakımından kritik ve enfeksiyon riskinin fazla olduğu işler önlemler alınmadan yaptırıldı.

Salgının başında yalnız İstanbul’da 10 bin inşaat işçisi işten çıkarıldı

Salgının başında yalnız İstanbul’da 10 bin inşaat işçisi işten çıkarıldı. Sağlıksız şantiye koşulları altında çalışan inşaat işçileri, fiziksel mesafenin olmadığı apartmandan bozma yatakhanelerde tek bir odada 20-30 kişiyle birlikte kalmaya mecbur bırakıldı. Çalışmaktan kaçınma hakkını kullanan işçiler ücret de dahil tüm haklarını gasp edilerek işten çıkarıldı. İşçilere “koronavirüs kaparsam sorumluluk bana aittir” ibareli kâğıtlar imzalatıldı ve işten çıkartılan işçilerin tüm hakları gasp edildi.

“Aşı konusunda hala net bir tarih açıklanmadı”

Önlemler alınmadan geçilen yüz yüze eğitim sürecinde eğitim emekçileri yeterli tedbirlerin alınmadığı okullarda, öğrencilerden bulaş kapma ve öğrencilere hastalık bulaştırma tehlikesi ile çalışmaya zorlandı, aşı konusunda hala net bir tarih açıklanmadı.

COVID-19 salgını tüm hayatımızın ve işçi sağlığı mücadelesinin temel gündemi haline geldi. İşçi sınıfı üretim ve hizmet alanlarında işe giderken ve gelirken salgına karşı korunmasız kaldı.

Açıklamanın devamın şunlar kaydedildi:

COVID-19’un iş kazası ve meslek hastalığı olarak kabul edilmesi için elbette gerekli hukuki girişimlerde bulunulmalıdır. Ancak daha da önemlisi, bu talebin kabul edilmesi için aktif bir kampanya yürütürsek işçi sınıfının bütünü tarafında özümsenebilir ve bir örgütlenme başlığı olarak alana müdahale etme gücümüzü yükseltebiliriz. Salgına karşı İSİG önlemlerinin alınması talebi ile iç içe olarak işsizliğe, açlığa karşı mücadeleyi de öne çıkarmamız gerekiyor; çünkü Covid-19 işçi sınıfı hastalığı haline geldiyse tüm ekonomik yükü de işçi sınıfına yüklenmektedir.

Ankara İSİG Meclisi, bu salgın ve sömürü tablosunun değişmesi ve işçilerin sağlığının korunması için şu ortak talepleri sıraladı:

  1. İşten çıkarma yasağı uzatılsın, patronların Kod-29 gibi yollarla işçileri işten çıkarması, zorunlu ücretsiz izin ve zorunlu yıllık izin dayatması yasaklansın.
  2. Çalışma saatleri, ücretler ve haklarda bir kayıp olmaksızın en çok günlük 6 saat olacak biçimde sınırlandırılsın. Çalışma süresinin kısaltıldığı işyerlerinde patronların, bu süreleri işçilerin izinlerinden düştüğü hukuksuz uygulamalarına son verilsin.
  3. Kişisel hijyen ve korunma malzemeleri işçilere ve halka ücretsiz olarak dağıtılsın. İşçilerin sağlık taramaları ve temaslı takibi yoğunlaştırılsın ve işyerlerinin denetimi yapılsın.
  4. Patronların vaka sayılarını gizlemesinin önüne geçecek düzenlemeler yapılsın. İşyeri-ev bulaş riski takip edilsin.
  5. Vaka sayısının belirli bir oranın üzerinde olduğu işyerleri kapatılsın.
  6. İşyerlerinde İSG denetimlerine ve kontrol aşamalarına sendikalar ve meslek örgütleri de dahil edilsin.
  7. Aşılama sürecine tüm çalışanlar dahil edilsin ve ivedilikle aşılama gerçekleştirilsin.
  8. Sağlık ücretsiz ve herkesçe erişilebilir hale getirilsin. Başta testler olmak üzere tüm sağlık hizmetleri kamu hastanelerinde ve özel hastanelerde ücretsiz olarak yapılsın.
  9. İlaç şirketlerinin kârı değil, kamu yararı düşünülsün. Halk sağlığı için aşılarda patent hakkı kaldırılsın.
  10. Kendisi ve yakını virüs nedeniyle karantinaya alınan işçi hastalık süresi kapsamında olsun ve bu süredeki gelir kaybı önlensin.
  11. Alınan karar ve tedbirlerin ancak kamunun bir bölümünde değil, özel sektör, kayıt dışı sektör ve 50’den az çalışanı olan işyerlerinde uygulanması ve yaptırımı sağlansın, gerekli önlemlerin alınmadığı işyerleri için aktif bir ihbar, denetim ve ceza mekanizması oluşturulsun.
  12. Koronavirüsün en riskli yaş grubunu oluşturan 50 yaş ve üstü işçilere salgın bitene kadar izin hakkı tanınsın.
  13. Zorunlu sektörler dışında işyerlerinde üretime ara verilsin, işçiler idari izinli sayılsın.

Emekciler.net

YORUMLAR

WORDPRESS: 0