AnasayfaHaber

Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyenlerin nöbeti 128. gününde

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, kayyum rektör Melih Bulu'ya karşı nöbetin 128. gününde bir kez daha "Kayyumluk" binasın

Şanlıurfa Ceylanpınar’da iki A101 çalışanı işten atıldı: Kod-49 gerekçe gösterildi
128 milyar dolar: Rezervler nasıl, kimlere aktarıldı?
Sokakta, balkonda, evde, iş yerinde her yer 1 Mayıs, her yer direniş!

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri, kayyum rektör Melih Bulu’ya karşı nöbetin 128. gününde bir kez daha “Kayyumluk” binasına sırtlarını döndü

Fotoğraf: @yunusunbabasi

Boğaziçi Üniversitesi’nin tüm bileşenlerinin kayyum rektör Melih Bulu’ya yönelik protesto eylemleri sürüyor. Boğaziçili akademisyenler, bugün (9 Temmuz) üniversitede Rektörlük binasına sırtlarını dönerek Bulu’yu protesto etti.

Akademisyenler nöbetlerinin 128. gününde de “Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz” dedi.

Fizik öğrencileri de akademisyenlerin nöbetine destek verdi. Yapılan açıklamanın ardından akademisyenler ve öğrenciler ellerinde taşıdıkları dövizleri üniversitenin özel güvenlik görevlilerinin kulübesine bıraktı.

Yapılan açıklamada şunlar söylendi:

Bugün 9 Temmuz Cuma. Nöbetimizin 128., direnişimizin 187. günündeyiz. Sizlere hâlen basının ve mezunlarımızın alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği, her köşesinin kameralarla, özel güvenlik görevlileri ve sivil polisler aracılığıyla denetlenmeye çalışıldığı, girişlerine yüksek demir parmaklıkların yerleştirildiği kampüsümüzden sesleniyoruz.

Atanmış yönetim kampüsümüzün güvenliksizleştirilmesi sürecinde geçen hafta sonu yeni bir aşamaya geçti. 3 Temmuz Cumartesi sabahı rektörlük imzasıyla gelen bir duyuruyla kampüsün Pazartesi gününe kadar kapatıldığını öğrendik. Pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığı bir ortamda hiçbir makul gerekçe sunulmadan kampüsün keyfi bir şekilde öğrenci ve öğretim üyelerine kapatılması üniversitemiz tarihinde bir ilktir. Alınan bu ani kararla ofislerine ulaşmak isteyen öğretim üyelerinin kendi üniversitelerine girmesi engellenirken atanmış yönetimin birtakım imtiyazlı ziyaretçilerinin rahatlıkla kampüse alındığı gözlemlendi. Yönetimin keyfi ve zorbaca uygulamaları ne yazık ki kampüse giriş çıkışları yasaklamakla sınırlı kalmadı. Kampüs içerisinde barışçıl protesto haklarını kullanmaya çalışan öğrencilerimiz kendi okullarının güvenlik görevlileri tarafından şiddete maruz bırakıldı, darp edildi, yerlerde sürüklendi ve kampüs dışına atıldı. Son 15 yılda öğrenci işleri dekanlığı yapmış 5 eski dekanımızın bu hafta birlikte yazdıkları metinde de belirttiği üzere esas sorumluluğu öğrencilerle diyalog halinde olup gerginliğin yükselmesini önlemek olan öğrenci işleri dekanı, öğrenciler bu korkunç ve düşmanca saldırıyla karşı karşıya kalırken ortada yoktu. Başlıca görevi kampüste güvenli ve özgür bir ortam yaratmak olan güvenlik görevlilerinin uyguladığı bu şiddet kabul edilemez, açık bir hak ihlalidir, suçtur; bu suçu bizzat işleyenler kadar onlara bu emri veren yönetim de yaşananlardan birincil derecede sorumludur. Bu suçun cezasız kalmaması için ne gerekiyorsa yapacağız.

Üniversitemize gitgide hakim olan bu güvenlikçi zihniyetin son bir örneği de lojmanlarda dönem içerisinde süresi biten öğretim üyelerinin polis zoruyla evlerinden çıkarmakla tehdit edilmesiydi. Dönem sonunda lojmanlarından taşınacak olan arkadaşlarımızla hiçbir doğrudan iletişim kurulmadan kolluk kuvvetlerinin devreye sokulması, yönetimin öğretim üyelerine karşı ne denli hasmane bir tavır içinde olduğunu göstermektedir. Boğaziçi’nin dayanışmacı ve diyaloğa dayalı yönetim anlayışından nasibini almamış bu uygulamayı kabul edilemez buluyoruz.

Üniversitemizin ilkelerini koruma ve özerk kamu üniversitesini savunma mücadelemize bu hafta da çeşitli kanallardan devam ettik. 13. senatörümüz, Hukuk ve İletişim Fakültelerinin üniversite senatosunda görüşülmeden kurulmasını “anayasa tarafından güvence altına alınan bilimsel özerkliğe aykırı olduğunu” kamuoyuna açık, imzalı bir duyuruyla dile getirdi. Senatörlerimiz duyuruda “yerleşik süreç ve gerekli aşamalar izlenilmeden bu fakültelerin içinin doldurulmasının ileride çok daha büyük sorunlara ve kamu zararına yol açacağının” altını çizdi. “Hukuk ve İletişim Fakülteleri atama ve yükseltme esasları ile İletişim Fakültesine açılacak yeni bölümlere ilişkin konuların Senato gündemine alınmasından önce, detaylandırılmış kuruluş raporlarının Senatoya sunulması ve üniversitenin tüm akademik birimlerinde tartışılarak bu fakültelerin yapılandırılma süreçleri üzerinde görüş oluşturulması” çağrısında bulundu. Salı ve Çarşamba günleri üniversitemizin farklı fakültelerinden rektör yardımcılığı, dekanlık, senatörlük, Üniversite Yönetim Kurulu üyeliği gibi görevlerde bulunmuş 6 kişilik bir heyet TBMM’ye gitti. Heyetimiz, ilkelerimizi ve Üniversite Yönetim Yapılanması Çalışma Komisyonumuzun raporunu içeren bir dosya sunarak 6 siyasi partinin temsilcileriyle görüştü.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ve Yabancı Diller Yüksek Okulu da dahil olmak üzere üniversitemizdeki tüm birim, fakülte ve enstitülerin müdür ve koordinatörleri seçimle göreve gelmelidir. Şeffaf ve demokratik yollardan belirlediğimiz Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsü müdürlerimiz ve Mühendislik Fakültemizin seçilmiş dekanı bir an önce görevlerine atanmalıdır.

Atanmış Melih Bulu’nun ve usulsüzce atanmış olan tüm yönetim kadrosunun istifasını talep ediyoruz.

Güvenlik görevlilerini öğrencilerimize karşı şiddet uygulamamaları konusunda bir kez daha uyarıyor, kendilerine emredilse bile, davranışlarının sonuçlarından sorumlu tutulacaklarını hatırlatıyoruz.

Emekciler.net

YORUMLAR

WORDPRESS: 0