AnasayfaHaber

Bahçeli’nin hedefinde yalnızca amiraller yok: “Alayının sözlerini not ettiğimizi, sırası geldiğinde önlerine koyacağımızı herkes bilsin”

Bahçeli’nin hedefinde yalnızca amiraller yok: “Alayının sözlerini not ettiğimizi, sırası geldiğinde önlerine koyacağımızı herkes bilsin”

Anayasa Mahkemesi’nin kapatılması talebini yineleyen Bahçeli, bu konuda da isim vermeden AKP içinden gelen itirazları hedef al

Prof. Dr. Tayyar Şaşmaz: “Aşılamada hedefimizin yarısına hâlâ ulaşabilmiş değiliz”
Taliban’dan Türkiye’ye 8 maddelik “işgali sürdürme” uyarısı: “Tüm sorumluluk, bu tür akıl almaz kararlar verenlerin omuzlarındadır”
Özgür Aybaş: “Alkol yasağı kalkmıştır, hayırlı olsun”

Anayasa Mahkemesi’nin kapatılması talebini yineleyen Bahçeli, bu konuda da isim vermeden AKP içinden gelen itirazları hedef aldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında 104 emekli amiralin bildirisine geniş yer ayırarak bildiriyi darbe çağrısı olarak niteledi ve “104’lükler büyük bir suç işlemişlerdir, cezasız kalmayacaktır” dedi.

Bahçeli, “Söz konusu muhtıra emeklilikle canı sıkılan, biraz da adımızdan söz ettirelim diyen bir meczubun işi değildir” diyerek bildiri olayının daha kapsamlı bir gerilimin unsuru olabileceğine dikkat çekti.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kapatılması talebini yineleyen Bahçeli, bu konuda da isim vermeden AKP içinden gelen itirazları hedef aldı. Bahçeli tehdit kokan şu ifadeleri kullandı:

Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasıyla ilgili teklifimizi sulandırmaya çalışanları, bu görüşümüzün yalnızca bizi bağlayacağını ifade edenleri şaşkınlıkla izlediğimizi, alayının sözlerini not ettiğimizi, sırası geldiğinde önlerine koyacağımızı herkesin bilmesinde yarar olacaktır.

AKP Genel Merkez Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Samir Altunkaynak, Bahçeli’nin AYM’nin kapatılması yönündeki sözlerine önce isim vermeden tepki göstermiş, sonra da herhangi bir kişi ya da partiyi hedef almadığını söylemişti.


Bahçeli’nin grup toplantısındaki açıklamalarında öne çıkanlar:

“Ülkemiz ve milletimiz üzerinden kirli hesaplar yapanların mahcup ve mağlup olacağı günler uzakta değil. Her gecenin bir sabahı vardır ve o sabah yaklaşmıştır. Eğer başkalarının oyunlarına gelirsek, estirilen işbirlikçi rüzgâra kapılırsak kaybederiz. Fakat biz teslimiyetçi değil Türk Milliyetçisiyiz. Çok şükür ferasetimizi de kaybetmiş değiliz. Durduğumuz yer savunduğumuz fikir karmaşık meselelerin düğümünü çözecektir.

Çelik ve çevik bir diyaretin tarafıyız. Doğudan batıya, kuzeyden güneye var olan istikrarsızlık sarmalının neye tekabül ettiğini bilmekteyiz. Bu okuma sonucunda tehditlerin seyri defterini analiz etmek, ak ile karayı tefrik etmek zor değildir.”

“Asıl motivasyon nedir?”

“Türkiye 4 Nisan’da 104 emekli, amiralin bir nevi muhtırası ile sarsılmıştır. 1936 tarihli Montrö boğazlar sözleşmesi Lozan’ın tamamlayıcı bir parçasıdır. Aynı zamanda bizim kırmızı çizgimizi, Karadeniz’in barış ve istikrar güvencesidir. Kaldı ki kimsenin de Montrö’yü tartışmaya açtığı, fesih edelim dediği de yoktur. Bu zorlama zekâ özürlü yaklaşımın failleri herkesi kendileri gibi aptal ve ahmak mı zannediyorlar. Beyinlerinin ve gizli emellerinin esiri olan 104 emekli amiral Türk demokrasi tarihinin kara bir lekesidir. Bu lekeyi temizlemek demokrasinin, milli iradenin tarihe karşı namus, şühedaya vefa borcudur.

Demokrasi düşmanlarına yeşil ışık yakan, gel gel yapan 104’lükler suç işlemilerdir. Bu suç cezasız kalamaz kalmayacaktır. Hayret etmemek elde değildir. Mavi vatanımızı bu çürüklerle nasıl savunmuşuz! Bu 104 emekli amiral bozuntusunu bir araya getiren ortak bir bildiriye imza attıran, gece yarısı muhtıra ihtimasına sokan asıl motivasyon nedir? İplerini tutan zihniyetin eşgali ve robot resmi kimleri göstermektedir?

“Hangi mihrakların bildirisi?”

Üzerinde durulması ve sorgulanması gereken bir diğer muamma da; meshul kokuşmuş bildiri günü birlik ve lokal bir tepki midir? Bir tür kripto haberleşme midir? Yoksa zincirleme bir reaksiyonun ilk etabı mıdır? Bir süredir ülkemizin maruz kaldığı siyasal ve ekonomik sorunlar birbiriyle kopuk değil aynı kriz güzergâhına ortaklaşa sadece farklı yollardan ulaşma gayretidir. Bize göre 4 Nisan çıkışını detaylarıyla ele almak şarttır. Bunlar denizci değil denizciliğin yüz karalarıdır. Söz konusu muhtıra emeklilikle canı sıkılan, biraz da adımızdan söz ettirelim diyen bir meczubun işi değildir. Bunları deniz nasıl tutuyorsa hukuk da öyle tutmalı, cüretlerinin bedelini ödemelidirler. Gece yarısı bildirisi hangi mihrakların bildirisidir?”

“Bal gibi darbe çağrısı”

“Neymiş düşünce ve ifade özgürlüğüne saygı esasmış. Bu çağrı bal gibi darbe çağrısıdır. Bu bildiri demokrasiyi hedef alan torpidodur, bu bildiri hukuk gaspı milli iradeye doğrultulmuş silahtır. Emekli ve erdemsiz bu amiraller bu bildiride aynen şöyle tehdit savurmuşlardır ‘Aksi halde TC tarihte örnekleri olan bunalımlı ve bekası için en tehlikeli olayları yaşama risk ve tehdidiyle karşılaşabilecektir’ Bu ifadeler neyin dayatmasıdır? Neresi ifade özgürlüğüdür? Buna demokrasi ve ifade özgürlüğü diyenler vesayetçi odaklar, emperyalizmin piyonları, damgalı darbe çığırtkanlarıdır. Akılları sıra 15 Temmuz’un rövanşını almaya çalışan utanmazlara Türk milleti haddini bildirecek güce de cesarete de fazlasıyla sahiptir. Hiç kimse sinir uçlarımızla oynamasın. Darbeler sayfası kapanmıştır.

Darbe demek uçurum demektir, hıyanet demektir. Darbe demek akan, gözyaşı demektir. Darbe demek tarihin gerisine düşmek demektir. Darbe heveslileri, bildiri başında zaman öldüren hayasızlar, muhtıracı münafıklar elindeki silahı millete çevirmeyi aklından geçiren vatansızlar önce bizim bedenimizi çiğnemek mecburiyetindedir. Böyle bir an geldiğinde ya şerefimizle şehit oluruz ya da şerefsizleri birer birer toprağa gömeriz. Sayın Cumhurbaşkanımızın yine Marmaris’te bulunduğu bir zamanda kamuoyuyla paylaşılan 4 Nisan bildirisi ayaklarımızın altında çiğnenmiştir. Şimdi bu bildiriye imza atanların hesap verme vakti gelmiştir.

İbreti alem için 104 emekli amiralin rütbeleri sökülmeli, emeklilik hakları ellerinden alınalı maaşları kesilmelidir. Bildiri ile ilgili adli ve idari soruşturma derinleştirilerek tekamül ettirilmelidir. Arkasında önünde kimler var alayı ortaya çıkarılmalıdır. ”

“Asıl sana yazıklar olsun”

“Meşhur bir anketçinin bir tv kanalında demedik laf kalmıyorlar yazıklar olsun sözünü de muhatabına iade ediyorum bu milletin nimetleri gözüne dizine dursun diyorum. Asıl sana yazıklar olsun. 4 Nisan bildirisi ile parlayan gözlerin milli iradeyle inanıyorum ki kararacaktır. Dilerdim ki bu 104 emekli amiral Doğu Akdeniz’deki beka mücadelemizle ilgili vatansever bir çıkış yapsalardı.”

“AYM, ayet hükmü değildir, yapısı değiştirilmelidir”

“Anayasa Mahkemesi’nin HDP’yi kollayan tutumu bizim nazarımızda hükümsüzdür. Dağda elde edilen stratejik üstünlüğü TBMM’de kaybettirmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. AYM adil ve hakkaniyetli bir karar vermemiştir. Mahkeme üyelerine soruyorum bu aziz vatanda bulunmamızın da usul eksikleri var mıdır? Bugün HDP’nin iddianamesini usul eksiklikleri var diyerek gerisin geriye iade eden zevat bir saatliğine de olsa dağda ovada sınır ötesinde hainlerin karşısına çıkabilecek yürekliliği gösterebilecek midir? İddianame kapsamında yok şurası olmamı yok burası eksik kalmış diye Anayasa Mahkemesi’nin başkan ve üyeleri bunu gidin de şehit analarına anlatın. Biz millet ne diyorsa ona göre hareket ediyoruz. Biz aziz şehitlerimizin kemiklerini sızlatmamanın derdindeyiz. HDP’ye zaman kazandıran AYM’nin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü umursamadığını görüyoruz. Halen AYM başkanlığı makamını işgal eden şahsın geçmişte polis akademisi başkanıyken 1 Ağustos 2009 tarihindeki PKK açılımına nasıl ev sahipliği yaptığını, 12 kötü adamı nasıl ağırladığını o görevdeyken hangi şaibeli işlere karıştığını biz gayet iyi biliyoruz. O tarihlerde polis akademisinde sözde Kürt çalıştayı düzenleyen şart bugünün AYM başkanıdır. Bu şahsın Halkların Demokrasi Partisi duyarlılığı ihanetle çözülmeye teşneli yeni bir vaka değildir. AYM’nin mevcut hali ile milletimizin vicdanında karşılığı yoktur. Mahkeme başkanının da tarafsızlığı söz konusu değildir. Bu mahkemenin kapısına kilit vurularak yeniden yapılandırılması demokrasi sorumluluğudur. AYM’nin bir darbe mirası olduğu ortadadır. İsmet İnönü 1954 seçimleri kampanya döneminde ilk mitingi 9 Nisan1954’te Malatya’da yapmış, burada AYM ihtiyacına temas etmiştir. 12 Ocak 1959’da toplanan CHP’nin 14. büyük kongresinde yayımlanan ilk hedefler beyannamesinde AYM’nin kurulması hedeflenmiş, 27 Mayıs darbecilerin ilk icraatı da bu hedefi hayata geçirmek olmuştur. AYM ayet hükmü değildir. Zamanın ruhuna, milletimizin beklentilerine müzahir şekilde yapısı değişebilecektir. Hiç kimse bize durum hatırlatması yapmasın. Biz neyin ne olduğunun farkındayız. Bu nedenle AYM bugünkü haliyle devam edemez, inandırıcılığından güvenilirliğinden bahsedilemez. Türk milleti yeni ve tarihi özelliklerine uygun bir yüksek mahkeme kurmaya muktedirdir. Buna da hakkı vardır. AYM’nin kapatılmasıyla ilgili teklifimizi sulandırmaya çalışanları şaşkınlıkla izlediğimizi alayının sözlerini not ettiğimizi sırası geldiğinde önlerine koyacağımızı herkesin bilmesinde fayda vardır. ”

“Kılıçdaroğlu çok meraklıysa HDP’nin CHP’ye katılımı sağlamalıdır”

“Kılıçdaroğlu çok meraklıysa olağanüstü kongreyi toplamalı, HDP’nin CHP’ye katılımı sağlamalıdır. Hodri meydan cesareti varsa buyursun denesin. HDP ile yasak ilişkiyi resmi, birlikteliğe dönüştürsün bunun vebaline de katlansın.”

Emekciler.net

YORUMLAR

WORDPRESS: 0